8 Ocak 2012 - 07:12

Yeni yılın ilk gününe, İran ve Türkiye Parlamentolarının Filistin dostluk gurubları ile birlikte girdik. Ev sahibi olan İran’ın misafirperver tavrına ve bize üç gün katlanan herkese teşekkür ediyorum.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Ardı ardına çok önemli ziyaretlerin olduğu üç günlük İran gezimizde ilk önce bize ev sahiplği yapan İran-Filistin Meclis dostluk gurubu başkanı Sayın Hasan Gafurufer, ardından Meclis Dış siyaset ve Ulusal Güvenlik Komisyon Başkanı Sayın Alaaddin Buricerdi ikinci gün ise Meclis Çatısı altında Filistin Halkını Destekleme Konferansı Genel Sekreteri Sayın Hüseyin Şeyhulislam, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Sayın Said Celili ve İran Meclis Başkanı Sayın Ali Laricanı beyle görüştük. Gezimizin üçüncü günü İran Dışişleri Bakanı Sayın Ali Ekber Salihi ve Cumhurbaşkanı Sayın Mahmud Ahmedi Nejat ile tatlı bir sohbetimiz oldu.

Gezi, heyet başkanımız Çorum Millet Vekili Türkiye-Filistin Meclis dostluk gurubu başkanı Sayın Murat Yıldırım’ın nazik mesjlarının karşılığında, komşumuzun son günlerde ülkemizle arasında kendilerini rahatsız eden iki ana konu hakkında bize ilettikleri mesajdan aldığımız, kendi aramızda ve oradaki özel görüşmelerde detaylı bilgi aldığımız Malatya-Kürecik Füze kalkanı için ön algılama sistemi (Radar)ve Suriye konusunun gölgesinde geçti.

Komşumuz İran, özellikle Füze radar Sisteminden ötürü aşırı rahatsız olduğunu her görüşmemizde bize iletti. Sayın Celili’nin “Olası bir İran-İsrail savaşında topraklarınıza kurulan sistem sebebi ile bizim attığımız her füze engelenirken İsrail’den atılan her füze bizim topraklarımıza düşecektir. Bu durumda siz dostumuz dediğiniz bizlerin elimizi tutup düşmanımız dediğiniz İsrail’e bizi dövdüreceksiniz” sözleri bu rahatsızlığı formule etmektedir.

Bütün görüşmelerin merkezinde olan bu konuya şu açıklamayı da getirmeyi unutmamak lazım: “Türkiyeli meslek taşlarımızın güvenlik konularındaki açıklamalarına inanıyor ve Türkiye halkına ve iktidarına güveniyoruz ama ABD ve Batıya asla güvenmediğimiz için kaygılıyız.”

İkinci konu olarak da Suriye meselesi tabi ki görüşmelerin merkezinde yer aldı. İki ülkenin de ortak sorunu olan bu konu ile alakalı olarak faydalı görüşmeler yapıldığına inanıyorum. Bizden hemen sonra İran’a gezi düzenleyen Dışişleri bakanımız Davutoğlu’nun da görüşme merkezinde bu konular var idi. Türkiye’ye döndüğümüz gün İran’a hareket eden Davutoğlu Sayın Yıldırım’ı arayarak he gezinin olumlu olduğunu söylemiş hem de görüşmelerimiz hakkında bilgi almıştı.

Tabi Davutoğlu da İran gezisinin sonunda “farklı görüşlerimiz olmasına rağmen” diye başlayan ilkesel bir tutum içinde olduklarını söyledi.

İran’lı yetkililerin Suriye alakalı Türkiye’den beklediği iki temel düşüncesi var: Birincisi; Anayasasında Filistin davasına destek yazılı olarak bulunan bir ülkenin Filistin direniş zincirinde önemli bir yeri olan halkanın kopmasına sıcak bakmamaları idi.

İkincisi; Bölgede tarihi yükümlükleri olan iki ülke olarak diyalog çağrısı sayın Buricerdi şunu ifade etti "dünü unutalım bizimde düşüncelerimiz, Türkiye’nin de düşünceleri var biz mutlak doğruyuz demiyoruz gelin konuşalım, tartışalım ve yarın için kanı durduralım."

Bu konuşma esnasında heyette bulunan Tokat Millet vekilimiz Sayın Zeyd Aslan’ın İran’ın tutumun islami hassasiyeti duruşuna yönelik olarak sorduğu soruya, Burucerdi mealen şöyle cevap verdi:

“Biz halk hareketlerinin sürekli olarak yanında olmayı hedefleriz. Ama halk ayaklanmalarında profosyonel olarak silahlı hak arayışı içeriside olan guruplara karşı bir ön şerhimiz vardır. Silahlı eğitim almış ve bazı destekleri ardına almış gurupların niyetlerine bakarız. Bu konu ile alakalı olarak da biz Suriye olayları ilk başladığında az sessiz kaldık, sonra silahlı gurupların çıkışı ve demokrasi adına Suriye’ye bir şey sunacak durumda olmayan Arap birliği ve Batı'nın tutumu bizim saf belirlememizde etkili olmuştur.”

İran Dış işleri bakanı Sayın Ali Ekber Salihi de benzeri bir açıklama yaptı daha doğrusu ağız birliği yapılmış gibi üç aşağı beş yukarı komşuda bu iki sorun aynı şeylerle dillendirildi.

Ama neticede Suriye için insiyatif alması gereken iki ülkenin bir şekilde masaya oturmaları ve fikirlerini tartışmaları gerekmektedir. Bu gezi bu konuda bir kıvılcım olur düşüncesindeyim.

Aynı zamanda Türkiye Parlamentosu Filsitin dostluk gurubu başkanı Sayın Murat Yıldırım’ın önemli bir projesi olan Meclisinde Filistin dostluk gurubu bulunan ülkelerin üyelerini bir araya getirmek ve işgale dikkat çekmeyi planlaması dostluk gurubu olmayan ülkelerde kurulmasına yönelik çalışmalar yapılmasına katkı sağlamayı planlaması beni heyecanlandırdı.

Kudüs’ün kurtuluşu için birliktelik ve vahdetin şart olduğunu biliyorum bu bir başlangıç olur duası ile evsahibimize ve gezide bize aşırı emeği geçen protokol müdürü, yardımcısı, Sayın Akbulut ailesi, Şöfor ve koruma arkadaşlara ayrıca Türkiye Sayın büyük elçisine ve elçilik çalışanlarına teşekkür ediyorum.